ÇATI'DAN BAKIŞ
RADYASYON YETERLİ DOZDA İSE YARARLIDIR
TEKNOLOJİNİN NERESİNDEYİZ?
TRAFİK LAMBALARI 1' E İNDİRİLEBİLİR
İSTANBUL BOĞAZ KÖPRÜSÜ TURİSTİK GEÇİŞLERE AÇILMALIDIR
KADEŞ SAVAŞINI KİM KAZANDI
ÇATIM ÇATIM GÜZEL ÇATIM
AĞIRLIKLI OY MESELESİ
TOKALAŞMAK
CİHAZLARDA HAYATİ TEHLİKE YARATAN ARIZALAR
KEDİLERE BALIK VERMEK
YTL MESELESİ
KANATLARIN RENGİ
İSTANBUL TAKSİM ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ
BOĞAZ KÖPRÜSÜNÜN IŞIKLANDIRILMASI
ALTIN MESELESİ
SUYUN BİLİNMEYEN GÜCÜ
ZEKA SPORLARI
AĞRI DAĞI
KASİS
KORNA
ŞİRKETLERDE KURUMSALLAŞMA
150 YIL YAŞAMAK
SULTANAHMET MEYDANI
MUHTASAR
İSTANBUL’A TÜM DÜNYA’DA SES GETİRECEK BİR FESTİVAL LAZIM.
SIR
YAĞMUR BOMBASI
İS BANKASI KULELERİNİN TEPESİ HALKA AÇILMALIDIR.
CEP TELEFONU
LOKANTALARDA HESAP PUSULASI
SİYASİ PARTİLER
BELEDİYE BAŞKANLARI
YUNAN UYGARLIĞI
DANS
FERRARİ’SİNİ SATAN ADAM.
İSTANBUL ‘DA ÜCRETLİ GEÇİŞ SİSTEMİ
SU SORUNU
YEŞİL ÇATILAR
YAĞMUR DUASI
NÜKLEER SANTRAL
RADYASYON YETERLİ DOZDA İSE YARARLIDIR
Sözün Özü: İnsanoğlunun beyinden beyine konuşabilmesi için radyasyona dayanıklı hale gelmesi gereklidir
Doğadaki doğal radyasyon ortamlarının dışında, son 200 yıllık dönemde insanoğlu da çeşitli cihazlar vasıtasıyla radyasyon üretmektedir.
Radyo, telsiz, radar, televizyon, cep telefonu verici antenleri gibi bir çok cihaz haberleşmelerini magnetik alan enerjilerini kullanarak sağlamaktadır. Yaratılan magnetik alanların ise radyasyon etkisi olduğu bilinmektedir.
Başka bir deyişle son 200 yıldır insanoğlu giderek yoğunlaşan bir radyasyon etkisi altında yaşamını sürdürmektedir. Adeta bir radyasyon okyanusunun içinde yaşıyoruz.
Çok yoğun bir şekilde alınan radyasyonun hücrelerde bozulmaya neden olduğu bilinmekte ve buradan kaynaklanan hastalıklar sonucunda ölümler gerçekleşebilmektedir.
Yoğun olmamak koşulu ile alınan radyasyonun bir zararı olmamaktadır. Evrenin Ulu Mimarı sanki insanlığı giderek artan bir şekilde radyasyona dirençli hale getirmeye çalışmaktadır.
İnsanoğlunun gelişebilmesi için radyasyona dirençli hale gelmesi gerekiyor.
İnsanoğlu bizzat kendisi yüksek magnetik enerji üretir hale geldiğinde, başta bu radyasyonu üreten kendisinin zarar görmemesi için radyasyona karşı direnç kazanmış olması gerekir.
Burada anlatmaya çalıştığımız konuyu bir örnekle açıklamaya çalışalım.
İnsanlar konuşurken düşündüklerini karşısındakine aktarmak için beyinlerindeki düşünceyi dilleri vasıtasıyla ve bir lisan kullanarak sese dönüştürürler, bu ses karşı tarafın kulağına gider ve oradaki mekanizmayı harekete geçirerek bu sesin bir elektrik sinyali halinde beyne ulaşmasını sağlar. Yani duyma beyinde gerçekleşir. Düşündüğümüz şeyleri elektrik sinyallerine çevirip, doğrudan bunları karşımızdaki insanın beynine gönderebilirsek arada dil , lisan, kulak, hava v.s olmadan konuşmayı sağlamış olacağız.
Karşımızdakine doğrudan düşündüklerimizi bir magnetik alan yardımı ile elektrik sinyalleri halinde gönderme kabiliyetini kazandığımızda ise yaratacağımız magnetik alanın oluşturacağı radyasyona her şeyden önce bizim dayanıklı olmamız gerekir. Daha uzaklardaki insanlarla haberleşebilmek için daha güçlü magnetik alanlar yaratmamız gerekecektir ki bu da insanın radyasyona önemli ölçüde dayanıklı olması ile mümkündür.
Sonuç olarak sistem bizi radyasyona dayanıklı hale gelmemiz için hazırlamaktadır. Yavaş yavaş yeni cihazlar devreye sokularak bunların yarattığı radyasyon miktarının yoğunlaşan ortamında radyasyona karşı direncimiz artırılmaktadır. Yeterli dirence sahip olduğumuzda, giderek bizler de magnetik alanlar yaratarak iletişime geçeceğiz ve bu yarattığımız magnetik alandan zarar görmeyeceğiz. Bu kabiliyetimiz giderek güçlenecek ve daha güçlü magnetik alanlar yaratarak çok daha uzaklardaki insanlarla haberleşebileceğiz. Üreteceğimiz bu güçlü magnetik alanların yarattığı radyasyondan zarar görmeyecek kadar radyasyaona dirençli hale gelmemiz gerekiyor. Dolayısı ile yeterli dozda radyasyonun faydalı olduğunu söyleyebiliriz
27 OCAK 2010
Dr. Erdener ILDIZ
|